Tax Alert 2026-1: Hizmet İhracatı ve Yurt Dışı İştirak Kazançlarında Yeni Dönem
Hizmet ihracatına yönelik vergi avantajı fiilen tam istisna seviyesine taşınırken, yurt dışı iştirak kazançlarının Türkiye’ye getirilmesi hem erişim koşulları hem de efektif vergi yükü bakımından daha esnek ve daha düşük maliyetli bir yapıya kavuşturulmuştur.
Genel Çerçeve
30 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri lehine önemli değişiklikler yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenlemeler, Türkiye’nin ihracat bazlı gelirleri ve yurt dışı sermaye akımlarını teşvik etme yaklaşımında politika yönünü net şekilde ortaya koymakta ve özellikle çok uluslu gruplar açısından yapılandırma ve kâr dağıtım stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.
1. Hizmet İhracatı
Yurt dışında yararlanılan hizmetlerden elde edilen kazançlara uygulanan indirim oranı %100’e çıkarılmıştır. Bu düzenleme ile ilgili kazançlar bakımından fiilen tam vergi istisnası sağlanmakta olup, söz konusu kazançlar vergi matrahı dışında bırakılabilecektir.
2. Yurt Dışı İştirak Kazançları
Yurt dışı iştirak kazançlarına ilişkin istisna rejimi hem erişim koşulları hem de oranlar itibarıyla genişletilmiştir.
- İstisna uygulamasından yararlanmak için aranan asgari iştirak oranı %20 seviyesine indirilmiştir.
- Kurumlar vergisi mükellefleri açısından: Türkiye’ye getirilen kâr paylarına uygulanan istisna oranı %80’e çıkarılmıştır.
Gerçek kişiler bakımından:
- Mevcut %50 istisna korunmuş olup, istisnadan yararlanılabilmesi için kâr payının beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi şartına bağlı olmaya devam etmektedir.
3. Yürürlük
Düzenlemeler 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemlerine uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.
4. Değerlendirme
Söz konusu değişiklikler, özellikle hizmet ihracatı yapan şirketler ile yurt dışı iştirak yapısına sahip gruplar açısından vergi yükünü azaltma potansiyeli taşımaktadır.
Bununla birlikte, küresel asgari vergi uygulamalarının yürürlüğe girdiği mevcut ortamda, bu avantajların grup düzeyinde korunup korunamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu çerçevede, düzenlemelerin sunduğu imkânların somut faydaya dönüşebilmesi için mevcut yapıların bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi önem arz etmektedir.
Özellikle çok uluslu yapıların bu değişiklikleri mevcut organizasyon ve kâr dağıtım modelleri ile birlikte yeniden ele alması kritik hale gelmiştir.
Bu kapsamda mevcut yapıların gecikmeksizin gözden geçirilmesi önerilmektedir.